» Necip Fazıl Kısakürek şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

30.05

2018

Bir Çift Söz ve Kolye

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 01.06.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Yıllar sonra hayatlarının tekrar ve kısa bir süreliğine de olsa kesiceğini bilmiyorlardı. Başka başka şehirlerde kurulmuştu düzenleri. Yarım kalmış hissiyatlar vardı, yüreklerde küllenmişliğe mahkûm olsa da sıcaklığı her zaman hissediliyordu. Yıllar önce olunmaz diye söylemeden çekip gidilen bir çift söze inat kader birlikte bir hayat bahşetmemişti.

Kader ki ne getireceği bilinmezdi. Bundan birkaç yıl öncesi yine görmüştü adam kadını, yine başka bir şehirde mevsim baharla yaz arası. Bir kaç saat fırsat bulmuştu, sahile inmişti. Pekte kalabalık değildi. Bir sigara yakıp denizi izleyip gidecekti yoluna. Kumdan kale yapmaya uğraş bir kız çocuğu takıldı gözüne, hafif rüzgârla gözlerini kapatan saçlarını duzelttikçe kumlar saçlarını yüzünü kaplıyordu. Az sonra kadın geldi yanına yüzünü görmemişti adam. Küçüğün saçını yüzünü temizledi. Küçük ayrılmak istemesede kadının gitme vakti geldiğini anlattığı hareketlerinden anlaşılıyordu. Minik kürek ve bir kaç oyuncak küçüğün pembe çantasına konuldu, çantası sırtında annesinin elini tutmuş bir kaç adım atmışlardı ki kadın adamın olduğu taraftan gelen sese doğru baktı bir kaç saniye. Denizin tüm suyunu içsede geçmeyecek bir yumru oluştu, nefes dahi zorlaşmıştı, gözden kaybolana kadar izledi adam bir sigara daha içti. Arabasına bindiğinde vakit akşamüstüydü. Radyoyu açmıştı o sıralar çokça dinlenen bir şarkı vardı. Sonuna yetişmişti şarkının "Aşkınla tutuşmuş bir alev sönüyor, Aşkınla kavrulmuş bir yürek ölüyor".

Bir sunum yapmak için gelmişti adam hayatlarını kısa süreliğine kesiştirecek bu şehre. Her zaman ki gibi konferansa katılanlara birer kağıt ve kalem dağıtılmıştı. Başlamadan konferans beş dakikalık dinlendirici müzik her zaman olduğu gibi dinletilmişti. Merhaba diye başladı kendisini tanıttı kısaca. Karşısındaki koltuklarda kendisi de oturuyormuş gibi yapardı sunumlarını. Bugün sizlerle bir saat kadar gerçeğinizle hayallerinizi ne kadar ortaklaştırabilirizi konuşacağız dedi. Başlamadan önce kâğıtlarınıza birer ağaç resmetmenizi istiyorum dedi ve bu sırada dinlendirici müzik yeniden açıldı. Bir kaç dakika sonra şimdi de hayallerinizi yüksek dallara gerçeklerinizi alt dallara yazınız dedi. Müzik durduğunda sizce ağacınız ne kadar güçlü diye sordu. Bir kaç cevaptan sonra "ağacınız ne kadar güçlü ise hayallerinizin dallardan dusmesi o kadar zor olur ve gerçeklerinizle hayalleriniz bir süre sonra ortaklaşır" dedi. Sunum devam etti bir saat sonunda son bir öğretisi daha vardı kendi hayatında eksikliğini sürekli duyduğu "bir gün söylemediğiniz için kaderinizi etkileyecek o bir çift sözü mutlaka söyleyiniz".

...
Şehri biraz olsun tanımak için bir kaç saati vardı. Yürümeye başladı kalabalık caddede geniş kaldırımlar. Seviyordu kalabalıkla yürümeyi. Önceden bakardı gideceği şehirlerin tarihine ve kısa süre kalacağından şehir merkezlerini görmeyi tercih ederdi. Sağlı sollu kafelerin olduğu caddeydi burası. Hemen oturmazdı bir yere önce tüm caddeydi görür sonra açık alanı ve postmodern tarzı ön plana çıkan yeri tercih ederdi. Önünde sarmaşıkları olan ağacın betona galip geldiği yerdi bu defa dinlenmek bir şeyler atıştırmak ve bir kahve içmek için seçtiği yer. ... Yüzü caddeye dönük kahvesini yudumlayıp gelip geçenlerin yüzlerinden öykülerini okumaya çalışıyordu. Sigarasından bir nefes almıştıki bir seslenme

bayım...
Adam: (döndü baktı oydu) sen...

Ayağa kalkmaya çalışırken adam kahveyi devirmiş kül tablası düşmüştü. Bir el işaretiyle kadın gelen görevliyi uzaklaştırdı.

Kadın: (gözünde yılların öfkesi)gidişin sebebi neydi
Adam: suskun
Kadın: sen bana lal ol dedin
Adam: suskun
Kadın: ben çok ağladım
Adam: suskun
Kadın: ben çok sevdim
Adam: (sessiz bir sözcük) bende
Kadın: günlerce uyumadım
Adam: her gün içtim
Kadın: hayallerim vardı
Adam: suskun
Kadın: ben senindim
Adam: suskun
Kadın: savaşmadın
Adam: suskun
Kadın: vazgeçtin
Adam: (sessizzzz bir sözcük) geçmedim
Kadın: nerdeydin
Adam: sensizlikte kayboldum
Kadın: .....
Adam: öyleydin
Kadın: beni öldürdün
Adam: ölmüştüm

Kadın bir tarafı gümüşi bir tarafı altıni renkli sonsuzluk simgeli kolyeyi kopardı boynundan adamın elini tuttu ve avucuna bıraktı. Bunun anlamı neydi yıldırca boynumdan çıkarmadım. ...

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Etiketler: aşk-söz-anı-kolye-zaman-kader

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri