» Cezmi Ersöz şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

05.02

2018

Deli Deniz

Gülnur Öz

Bu öykü, 06.02.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Bizim mahallede onu tanımayan yoktur.Yaz- kış mahalledeki en yaşlı çınarın altındaki ufak kulübesinde yaşar tek başına. Zorunlu olmadıkça konuşmaz. Zaten hep de dalga geçerler. Deli derler... Deli Deniz...

Aslında hepimizden akıllıdır. Tanımanıza tanışık olmanıza gerek yoktur. Ondan ala dinleyici yoktur buralarda. Dinler, dinler... En son öyle bir bakar ki o kocaman gözleriyle, sizi sadece dinlemediğini anlarsınız. O dinlemez; hisseder, anlar.

Deli Deniz'den korkar çoğu kişi. Ben korkmadım hiç. Her hafta uğrarım yanına. Yine bir akşam yanında aldım soluğu. Farketmiş olacak ki bu sefer her zamankinden daha çok dertten kederden bahsedeceğimi 'Dur, dur güzel kız' dedi devam etti sonra 'Bugünde ilk hikaye benden olsun o eşlik etsin geceye.' Gözlerim açıldı o da başladı anlatmaya;

-Bir zamanlar çok yakından tanıdığım biri vardı, Müzeyyen... Müzeyyen'in hikayesini bilmek çok az kişiye nasip olur. Ama bu hikayeyi her yerde dillendirme evlat. Yeri geldiğinde de anlatmaktan çekinme.

-Elbette... Söz...

-Müzeyyen 7 kardeşin en küçüğü.Zamanında annesi kansere yakalanınca mecburiyetten hamile kalmış bu kızcağıza. Yoksa bir işçi maaşıyla 6 çocuk 5'i okuyor biri askerde bir de bebek olursa nasıl olacak kim ister? Neyse dünyaya gelmiş bu kız anacığının hayatını kurtarma amacıyla. Kurtarmış da...

Müzeyyen büyüyor tabii... Küçük kara bir kız. Bir gün komşular bir gün kardeşleri bakıyor. Annesi hep kontrol amacıyla hastanelerde. Müzeyyen zehir gibi gözlerinin içi parlıyor yorulmak nedir hiç bilmiyor.
O zamanlar 7-8 yaşlarında, bir amcayla teyze taşınıyor apartmanlarına. Teyze bi kaç ay sonra vefat ediyor, amca bizimkinin ailesinden yardım istiyor ve bu vesileyle sıkı fıkı oluyorlar. Amca Müzeyyen'i torunu gibi görüyor bizimkide onu dedesi gibi... Fakat amca bi süre sonra niyeti bozuyor. Bizim ufaklık hiçbir şeyin farkında değil ona göre her şey oyun.

-Dur, dur bir dakika abla sen ne diyorsun yoksa düşündüğüm şey mi?

-Dinle evlat.
Müzeyyen büyüdükçe gitmek istemiyor o herifin evine, şeker yemek istemiyor , fıstıklı dondurma yemek istemiyor. Kimse Müzeyyen'e ne oluyor demiyor ama. O da zaten sessiz sakin uslu bir çocuk.
Öte yandan bizimki anacığına çok düşkün ölüp bitiyor yoluna. Onu kaybetmekten çok korkuyor günün birinde ondan nefret edeceğinden habersiz.

-Nasıl yani insan annesinden nasıl nefret eder ki?

-Bende öyle dedim ilk başlarda ama öyle değil evlat. İnsan annesinden bile nefret edebiliyorsa düşün o kadın ne yaptı bu kızcağıza.
Bİzimki 11-12 yaşlarında bir gün kapı çalıyor kapıyı annesi açıyor ama bizimkide hemen annesinin çaprazında kapıyı çalan o adam, o adam annesinin bizimkinin gözü önünde tabiri caizse sulanıyor. Aslında canını acıtan şey annesinin de o adama karşılık vermesi hemde bizimkinin gözü önünde.. O gün orada bitmiş annesi bizimki için. Müzeyyen her şeye rağmen hep susuyor, içine atıyor biraz fazla kapanmış içine.
Liseyi yatılı okuyor. Küçük yaşta yatılı okumanın pek çk faydası var bir kere erken yaşta öğreniyorsun hayatı. Düşünmek için çok vaktin oluyor orada.
Bizimki okula zor adapte olmuş. O adam yüzünden hep erkek gibi giyinirmiş. Vücut hatlarını belli etmemek için bir kaç beden büyüğünü alırmış. Çok yadırganmış, aşagılanmış , kimse kız (kadın) yerine koymamış bizimkini. Müzeyyen hiç yılmamış evlat. Hepsiyle baş edebileceğini sanmış. Ailesini toplar birleştirir sanmış, yapamamış. Düzeltememiş bazı şeyleri. Müzeyyen ailesinden istediği, gerek duyduğu sevgiyi görmemiş hiç. Kaç sene antidepresana bağlı yaşamış. Baharın gelişini beklememiş, çiçekleri koklamamış, eğilip bir kedinin başını okşamamış... Müzeyyen'in önce içinde ölüp sonra içini öldürmüşler.

Müzeyyen hiç pes etmedi dedim ya ilk zaferi üniversiteyi kazanması oldu. İçi umutla doldu bizimkinin yarınlara güneşle baktı geceyi gömdü çukura. Sonra bi gün haberin birinde 3 yaşındaki çocuğa yapılan istismarı gördü onu okudu. Müzeyyen aklını yitirecek gibi oldu, sığmadı kabuğuna. Kabuslar görmeye başladı, aklının içi onu yiyip bitirmeye başladı. Müzeyyen dayanamadı sığındı anne babasına. Söyledi onlara o adamı...

-Eee, ne olmuş? Adamın ipini çekmişler mi?

-Biraz sabret evlat hikaye orada başlıyor zaten.

-Na... nasıl yani buraya kadar olanlar...

-Bizimki anlatmış anlatmasına da, annesi 'iftira atıyorsun o adama ben biliyorum o adam yapmaz' demiş, babası da onaylamış torunu gibi demiş sen yanlış biliyorsun demiş iyi düşün demiş. Müzeyyen kalakalmış oracıkta. Anlamış bu sefer tek başına olduğunu. O koca ailede kimse kıpırtatmamış kılını. Bizimkide yine susmuş, atmış içine.

-Bu nasıl olur? Onlar nasıl anne baba aklım almıyor şuan.

-Müzeyyen pes etmemiş, küçük küçük umutlar yeşertip onlara tutunmuş. O güne kadar...
Müzeyyen ailesinin her ne kadar inanmasalarda o adamla görüşmeyeceğini sanıyormuş. Küçük kızlarının hayatını mahveden adamla ne konusabilirlerdi ki? Ama öyle olmadı. Annesiyle Müzeyyen evlerinden çıktı o adamda apartmana giriyordu Müzeyyen hızlı adımlarla ürke ürke geçti gitti fakat arkasına döndüğünde annesini gördü, o adamla konusuyordu. Müzeyyen o gün orada yeşerttiği umut kırıklarının altında kalarak can verdi. Müzeyyen öldü o gün.

-Sahiden öldü mü?

-Öldü.Böyle bir yaşamın üstesinden nasıl gelsin, böyle bir acıyla insan nasıl yaşarki? Yaşasa bile o yaşamak olur mu? Yaşasa ya canlı bir cenaze olarak nefes alıp verecekti ya da her şeyden kaçıp bambaşka bir hayata tutunarak. Müzeyyen ikincisini seçti. Müzeyyen öldü. Yerine en hırçın dalgalarla bile baş edebilen Deniz geldi. Ona da deli diyorlar ama ziyanı yok. Bak arkandaki barakada yaşıyor.

-A...a... abla ne diyorsun sen?

-Birçok şey yaşayacaksın evlat, bir çok kişi tarafından terkedileceksin, kandırılacaksın. Ama sığınacak bir limanın hep olacak. Evine gittiğinde annen baban sarılacak sana, merak edecekler seni yan odalarında olsan bile. Müzeyyen'i umursamadı kimse, sarılmadılar ona hiç. Görmediler gün gün eriyip gittiğini. Üzülme sakın evlat küçük şeyler yüzünden ben bittim mahvoldum deme hiçbir zaman. Zira bittim demek için bitmelerin canını okumak gerekir...
Çocuklar susar siz susmayın!
Anneler her zaman cennetlik değildir!
Babalar her zaman kız çocuklarının sığınağı değildir!


Gülnur Öz

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri