» Yılmaz Erdoğan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

02.12

2017

Çığ

Hamza Berber

Bu öykü, 03.12.2017 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Yedi arkadaş, küçük neredeyse tamamen kara gömülmüş kulübenin içinde, son hazırlıklarını yaptılar. 3'ü kadın bu gurup,  daha öncede birlikte tırmanmış ve başarıyla geriye dönmüşlerdi, ancak bu seferki tırmanış başkaydı. Artık onlar neredeyse umutların tükendiği 3 kişiyi aramak üzere yola çıkmış bir arama timi idi. Gün ışır ışımaz yola çıkmayı planlıyorlardı ki, telsizden gelen anons, görevin iptal olduğunu söylüyordu. Hava muhalefetinin  ilerleyen saatlerde artacağını ve bölgede bir saat önce çığ hareketi gözlemlendiğini söylüyor, mahsur kalan 3 kişi için yapılacak hiçbir şey kalmadığını, timin tamamen yok olmasından endişe edildiğini ve görevin iptal olduğunu yineleyerek,  derhal geriye dönmelerini emrediyordu. Bir an herkes göz göze geldi ve ne söyleyeceğini bilemedi. küçücük kulübe onlara, sarp kayalar kadar ürpertici geldi. Bu anons onlara, hastasını ameliyat masasında ölüme terk edip kaçan sahte doktor hissi uyandırdı. Uzun bir sessizlikten sonra, Sessizliği tim amiri Orhan bozdu, Emire derhal uyulacağını söyledi ve ekledi, bizim işimizin duygusallığa yeri olmadığını size söyleme gereği bile duymuyorum çünkü... Çünküsü yok diye bağırdı Kenan, içlerinde en duygusalı onun olması tesadüf olmasa gerek. Derhal tırmanışa geçilmesi gerektiğini, kaybedilen her saniyenin 3 kişi için hayati önem taşıdığını haykırdı. Selma ve Duygu Kenana hak verdiler. Hasan ve Aslı çekimser kaldı. Orhanın söylediklerine ise bir tek Kadir katıldı. Her kafadan ses çıktığını gören Orhan, yumruğunu masaya vurarak ayağa kalktı, ben defalarca bu dağa tırmandım, nasıl bir canavar olduğunu iyi bilirim, hayatımı dağlara adadım ve  çok canlar kurtardım. Sizler benim dostlarımsınız, bile bile ölüme kimseyi gönderemem, emir kesin geri dönülecek. Oylama yapalım o zaman dedi Selma, gitmek isteyen gider dönmek isteyen döner. Yine bir sessizlik oldu, bu sefer sessizliği Kenan bozdu, Ne olur yukarıdaki insanların sizin aileniz olabileceğini düşünerek hareket edin dedi ve elini kaldırdı. Kenanın bu tutumu diğer arkadaşlarını yüreklendirmiş olmalı ki hepsi el kaldırdı, Orhan hariç.Orhan bu sahneyi görünce deliye döndü, kulübenin tahta duvarlarını yumruklamaya arkadaşlarını hırpalamaya başladı. Nasıl olur sen, sen, ya sen, sende mi? Orhan kendini kaybetmiş, ölmek istemiyorum ve sizi de ölüme gönderemem diye haykırırken, yumruklarını arkadaşlarının üzerinde çalıştırmaya başlamıştı. Bir anda küçücük kulübenin içinde büyük bir hengame koptu, herkes Orhanı tutmaya çalışıyor fakat başarılı olamıyorlardı. Orhanın tekme ve yumruklarından nasibini herkes sırasıyla alıyordu. Yerde dakikalarca boğuştuktan bir sure sonra, 7 kişi yerde birbirine dolanmış bir şekilde kasılarak kaldı. Orhanın burun deliklerinden gelen derin solukları, kulübenin soğuk havasını ısıtır gibiydi. Herkes nefes nefese kalmış, Orhana durması için yalvarıyordu. Orhan bir süre böyle kaldıktan sonra sakinleşti,  arkadaşlarından kendisini bırakmaları ve su içmek için izin istedi, sakinleştiğine emin olan arkadaşları Orhanı serbest bıraktı. Orhan kan ter içinde su içmek için  Çantasını el yordamıyla aramaya başladı. Çantasını bulup bir şişe suyu bir dikişte içtikten sonra, sizi asla ve asla ölüme gönderemem, sizler benim dostlarımsınız ve ben bu timin amiriyim diyerek çantasından silahını çıkardı ve  arkadaşlarına doğrulttu. Duygu ve Selma yapma dur diye haykıra bildi sadece, Aslı olduğu yerde soluk soluğa olanları izlemekle yetindi, Kadir ani bir hareketle yere kapanarak kafasını korumaya çalıştı, Kenan ve Orhan karşılıklı göz göze gelmişti, Hasan ise Orhanın sol çaprazında hareketsiz kalmıştı. Ne yani şimdi bizi öldürecekmisin dedi Kenan. Tabi ki hayır dedi Orhan, sadece bunun gücüyle sizi aşağıya indireceğim. Biz gelmiyoruz diye bağırdı Aslı! Orhan silahını havaya doğrultarak üç el ateş etti, Kenan ve Hasan namlunun kendilerine çevrilmeyen zaman diliminden yararlanarak Orhanın üzerine atladı, namlu Hasanın ve Kenanın elindeydi artık ama kabzasını hala Orhan kavrıyordu. Kızların çığlıkları arasında kulübede tekrar bir itiş kakış başladı. Bir süre sonra her şeyden yorulan Kenan,Tamam dedi  bağırarak. Bu anlamsız inattan sen galip çıktın tamam! İneceğiz aşağıya söz, yeter dermanım kalmadı artık dedi ve yere yığıldı. Hasan Kenanı görünce oda namludan elini çekti ve Kenanın yanına çöktü. Keyifli bir şekilde, heh... İşte böyle diyerek üç el daha havaya ateş etti Orhan. Herkes baygın ve bitkin bir haldeydi artık. Az sonra Dışarıda duyulan ve gittikçe yaklaşan helikopter sesi, baygın durumdaki herkesi bir anda kendine getirdi. Herkes koşarak dışarı çıktı ve aslında gelenin helikopter değil de büyük bir kar kütlesi olduğunu dehşetle izledi.


Hamza Berber

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: dağ-dost-sevgi-hırs-soğuk-kar

Şiirkolikte kayıtlı 7 öyküsü bulunmaktadır.

Hamza Berber yetkili üye konumundadır.


Hamza Berber öyküleri

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri