» Can Yücel şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

27.10

2017

Gizli Defter

Alp Asilkan

Bu öykü, 29.10.2017 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.


Alarmın sesiyle uyandı. Bas bas bağıran aptal kutuyu güçlükle susturabildi. Alarma hiç alışkın değildi. Normalde uzun saatler uyumasa da sabahın köründe uyanabilirdi. Fakat bir gün önce yeni evine taşınmış, uzun ve yorucu bir yerleşimin ardından sevdiği monotonluğu bozulmuştu. Şimdi kahvesini içmek için odasından çıkıp sola yerine sağa dönmesi gerekiyordu. Bu bile başlı başına mutsuzluktu. Başı boş makaleler okurken ateşinin çıktığını düşünmüş ve alarm kurarak uykuya dalmıştı. Sabah bunu hatırladığında hasta olmadığını fark etti.
Bu kendisinin kontrolü dışında olup bitenler içindeki tek güzel haberdi. Duşa girmeden önce ajandasını kontrol etti. Randevuları öğleden sonra olsa da öğleden önce 'ev sahibine anahtar' notunu fark etti. Mutsuzluğunun, öfkesinin sebebi olan kişiye verilmesi gereken anahtar. Sahille arasında mahalleler, caddeler olan, kötü kokan küçük, biçimsiz ve ofisine oldukça uzak evinden alıkoyan ev sahibine. Oysa şimdiki evini satın almıştı. Onu hiçbir güç bu evden çıkartamayacaktı. Sahile ve ofisine oldukça yakındı. Zaten sorun şimdiki evi değildi, bozulan düzeniydi. Bu kararı kendisinin verememesiydi. Hazırlandıktan sonra aracına bindi. Sigarasını yakıp yoluna koyuldu. Evi için birkaç şey alacak, kalpsiz adama anahtarı teslim edecek ve randevuları için ofisine gidecekti.

Ortalamanın altında yaptığı makyajı, kıvırcık saçları ve savruk bir yaşamı vardı. Düzen sadece evi için geçerliydi. Onun dışında yaya geçitlerindeki yamukluklar, birbiriyle aynı boyda kesilmeyen sıra ağaçlar, müthiş imla hatalarıyla dolu makaleler hemen hiçbiri umurunda olmazdı. Çoğu zaman bunlardan keyif duyduğu bile olurdu. Hayatta aldığı en ciddi kararlar evlilik ve boşanma olabilirdi. Veya iki büyük pişmanlığı. Kısa bir süre evli kalmış ve hemen ayrılmıştı. Bir türlü kuramadığı dostluklar, bir türlü olunamayan aile. Tüm bunları kafasına her daim takmış fakat hiçbir zaman kendisini değiştirmek için uğraşmamıştı. Tabiatı ona bunu emrediyordu. Müşkül durumlarda anneciğini arar, derdini anlatır, ağlar ve hiçbir şey olmamış gibi telefonu kapatabilirdi. Çat kapı gelen cesur arkadaşları olmadığında sesi sadece kedisiyle konuşurken ve ofisinde duyuluyordu. Her gün başka bir platform giyinip mekanlarda eğlenmek fıkradan farksızdı. O pijamalarıyla kitaplar okuyan, korku filmlerinde korkan, tek yaşadığı evinde kulaklıkla müzik dinleyen, tiyatro manyak, anti romantik bir normaldi. Kendisini her daim böyle açıklamış, bununla övünmüştü.

Yeni taşındığı ev terası olan iki katlı bir evdi. İkinci katı komple kendi odası yaptırmıştı ve eski evine göre eşyaları yetersizdi. Daha büyük bir masa almak için bir yere girmiş ve masa dışında birçok şey almıştı. Uzun ve terli bir arayıştan sonra masasına kavuşmuş ve lanet okuduğu anahtarı teslim etmek için ev sahibinin evine gelmişti. Alsında laf söylemeye hakkı yoktu. Gene de kırgın ve kızgındı. Kapıyı çaldığında hiçbir şey hayal ettiği gibi olmadı. Kapıyı ufaklık açmış babasının evde olmadığı söylemiş anahtarı alıp kapıyı kapatmıştı. Bu hem iyi hem kötüydü. Kafasında kurduğu sayfalarca hakaret ve küfür içerikli konuşmalar, el kol hareketleri hepsi babam evde yok sözüyle yerle bir olmuştu. Bir yandan da bunları yapabilir miydi bilmiyordu. İlk sözünde çok büyük bir tepkiyle karşılaşabilir, işleri daha da berbat hale sokabilirdi. Durumu üstelemeden aracına döndü. Saate baktı, henüz vakti olmasına karşın ofise gitmeliydi. Ansızın gelen bir giz veya yeni edinilebilecek bir başka giz olabilirdi.

Ofise vardığında telefonu çaldı. Arayan gizlerden biriydi. Anlık randevu almak istedi. Bu olağandışı olayları gün içinde paylaşmak isteyen gizlerine sağladığı ayrıcalıktı. Sadece gün içinde yaşadıklarını anlatmaya gelenler bile vardı. Asistanına durumu anlatıp acil kahve getirmesini söyledi. Kahvesi geldiğinde sigarasını arabada unuttuğunu fark etti. Bu hemen her gün yaşadığı bir durumdu ve çekmecesinde, asistanında sürekli yedek bulundururdu. Mutfakta asistanıyla sohbet ederken beklenen giz geldi. O gün kazanılan ihaleler, müthiş stresli geçen bir ameliyat, öğrenci aileleriyle yaşanılan problem, evlilik yıl dönümünün ertesi günü, yurtdışı seyahatleri öncesi veya sonrası. Bir çeşit günlükten farksızdı. Çoğu zaman dinlemiyor, gizin jest ve mimiklerine göre yüz ifadesi takınıyor ve olayın bitmesini bekliyordu. Onu bu ofisi açtığı günden bugüne geçen 7 senede heyecanlandıran iki olay vardı. Hali hazırda devam eden, takıntılı aşk giziydi. 4 yaşındayken annesi tarafından yurda bırakılan, okul çağında varlıklı bir aile tarafından alınan fakat aradığı ilgiyi sürekli seyahat eden yeni ailesinde de bulamayan bir giz. Kitapçılar çarşısında denk gelip, beş buçuk sene her an takip ettiği bir geçmişle gelmişti. Geliş sebebi kaybedişiydi. Aylardır haber alamıyordu. Sanki hiç yaşamamış gibi bir anda kaybolmuştu kız. Son nefesinde kendini ofise atmış ve baştan sona her şeyi anlatmıştı. Her hafta düzenli gün ve saatlerde randevusuna gelir, soğukkanlı şekilde nasıl takip ettiğini, ne hissettiği anlatır giderdi. Ofisin ilk yıllarından beri gizi olmasına rağmen arpa boyu yol alamamıştı. Bu utanç duyması gereken bir şey olsa da yaptığı tüm çağrılar sonuçsuz kalmıştı. Derdi ücrette de değildi. Onu dinlemek, her dinleyişinde tekrardan dehşete düşmek ve karakteri bire bir gözlemlemek müthiş bir deneyimdi. Hatta giziyle ilgili makalesi bile vardı. Bir diğer olay ise ilk hastalarından olan ve gelir gelmez aksiyete teşhisiyle belirtiyi bulup, birkaç seansta nedenlerini çözümledikten sonra sadece terapi yöntemiyle olumlu sonuçlar aldığı gizi. Çözümlediği nedenleri asla heyecan yaratmasa da neden sonuç akış şeması kusursuzluğu ile övündüğü ilk işiydi.

Az sonra ofisten ayrıldı. Yarın tek heyecanlı giziyle randevusu vardı. Onunla çalışmaya başladığı günden bugüne tuttuğu tüm notları, ses kayıtlarını eve getirdi. Bu olayda yıllardır yakınlık duyduğu bir şey vardı. Kimi zaman birisinin kendisine bu denli aşık olmaması yüzünden kuruntu yaptığını düşünmüş, kimi zaman giz ile irtibatı koparması gerektiğini düşünmüş, kimi zaman ise kadını aramak için ufacık bir iz vermesi için tanrıya yalvarmıştı. Kimdi bu kadın. Neye benziyordu. Yıllardır gizden duyamadığı tek şey buydu. Neye benzediği. Böyle bir kadın gerçekten de var mıydı? kadın olduğu bile şüpheliydi. Kadını öldürmüş olabilir miydi? onu kaybettiğinden beri hiç aramamıştı. Gerçi bulması ve takip etmeye devam etmesi başlı başına taciz idi. İşin içinden çıkamamasının tek sebebi tedavi olmaya gelmeyen bir giz oluşuydu. Sadece anlatıyordu. Nedenlerine asla cevap vermiyordu. Günün birinde gize duyduğu hayranlığı dile getirmiş ve kadınla ilgili bilgi istemişti. Onu bulabileceğini vaat etmişti. Ama giz için bir şey ifade etmiyordu sanki. Bunu duyduğunda gülümsemiş ve ben sana bu konuda sadece bir kere yalan söyledim demişti. Kafasını kemiren, çözmek için uğraşmadan edemediği yegane şeydi. Neydi o yalan? sadece bir kere demişti, açıklamamıştı. Yüzlerce kez karşılıklı görüştüğü, binlerce cümle duyduğu bir giz. Hangisinin yalan olduğunu bulmak, bilmek mümkün değildi. Onu korkutan ve aynı zamanda heyecanlandıran diğerlerinin gerçek olmasıydı. Günün birinde sana onu anlatmaktan vazgeçtiğimde yalan söylediğim cümleyi söyleyeceğim demişti. Doğru söylediğine inandığı, yalan olamayacak tek cümle de buydu. Onu yeni evine davet etmeyi, ona asılmayı, hemen her şeyi düşünüyordu. Kendi yaşamında psikolojik problemler yaşayan bir psikiyatrist olması yetmezmiş gibi gizini düşünürken geçen saatleri fark ettiğinde kendisine çok kızıyordu. Umursamaz kişiliği bu dürtüye cevap vermiyordu. Her şeyi etraflıca düşündükten sonra yeni evinde giziyle ilgili bir bölüm oluşturmaya karar verdi. Belirli periyotlarda geçmiş randevulardaki notlarını okuyacak, ses kayıtlarını dinleyecek ve bunlarla ilgili sonucun sonucuna ulaşacaktı. Kendisine sana bir kere yalan söyledim dediği güne kadar her şeyi tek tek inceleyecekti. Belki bir belki beş tahmini kalacaktı. ve bunları gizine soracaktı. Yapacağı şey gizi gibi yapılmaması gereken bir taciz idi. Meslek hastalığına yakalanmıştı.

İyiden iyiye evine yerleşmiş, daha güzeli evini benimsemeye başlamıştı. Artık rutin bir şekilde işine gidiyor, kendini mutlu edebiliyor, periyodik olarak gizinin randevu geçmişlerine vakit ayırıyordu. Evdeyken yaptığı kitap okumaları, izlediği filmler, evden çıkıp gittiği tiyatrolar neredeyse rafa kalkmıştı. Varsa yoksa randevu geçmişlerdi. Tekrar tekrar okuyor ses kayıtlarını dinliyordu. Bu önceleri bir saat ile başlayan birkaç saate çıkan ve sabahın ışıklarıyla sona eren taramalara dönüştü. Her gün gizini daha iyi tanıyor geçmiş günlerde yalan olabileceğini düşündüğü cümlelerden birçoğunu karalıyordu. Bunu yaparken birçok kez randevuda giziyle görüşmüş ve soğukkanlı kalmıştı. O oluyordu. O oldukça onu anlıyordu. Öyle sanıyordu. Buna sevk eden o olabilir miydi? kendi kararıyla buna başlamıştı. Peki ya kendi kararıyla başlamadıysa? bin bir çeşit soruyla hiçbir tutarlı cevabı olmadan sana bir kere yalan söyledim dediği randevu gününe geldi. Tüm ciddiyetiyle ses kaydediciden dinledi. Her şey bitmişti. Cümleleri belirledi. Bunu gizine anlatmalıydı. Onun yakınlığını sonsuza dek hiçbir cevap almadan kaybedebilirdi. Belki de gizinin yerine geçip ortadan yok olana dek takip edebilirdi. Veya daha vahim bir şey olabilirdi. Hiçbir şey bu cümleydi cevabından önemli değildi. Tüm risklere değebilirdi. Giz telefon kullanmadığı için mail gönderdi.

- Aylar önce söylediğin cümleyi hatırlıyor musun?
sana sadece bir kere yalan söyledim.
Aylardır bunu düşünüyorum. Aklımda birkaç cümlen var. Bana gelip duymak istersen sevinirim. Adres: gül sokak, numara 4

dakikalar geçmek bilmiyordu. Hiçbir şekilde cevap yoktu. Gönderdiği saatin hayli geç olduğunu fark ettiğinde iş işten geçmişti. İçini kemiren heyecanını bir an olsun kaybettirmeyen dürtüleri haklı çıktı. Kapı çalındı. Elinde kahve kutularıyla giz kapıdaydı. Hemen içeri aldı. Yaptığının ne denli utanç verici bir şey olduğunu yeni anlıyordu. Önceleri gereksiz birçok şey konuştular ve sustular. Giz bekliyorum dedi. Cümlelerini duymak için hazırım. Ayağa kalktı ve içeriden notlarını getirdi. Sayfalarca not. Sayfalarca sonuç. Ve son sayfa. Geriye kalan son cümleler.
- Kadın değildi.
- Onu son gördüğünde her şeyi itiraf etmiştin. Bu yüzden kaybettin.
- Onu kaybettiğinden beri hiç aramadığını söyledin. Çünkü onu hiç kaybetmedin.
- Onu öldürdün.

Doğru dedi. Sanki tek bir cümle duymuş da doğruluyormuş gibi.

- onu kaybetmemiştim. Şimdi kaybettim.

27. koğuş ölü naaşından sonra geriye kalan eşyalar.
- not defterinde bulunan DAİM isimli yazı.

Alp Asilkan

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: giz-yalan-dram

Şiirkolikte kayıtlı 2 öyküsü bulunmaktadır.

Alp Asilkan yetkili üye konumundadır.


Alp Asilkan öyküleri

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri