» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

20.07

2017

Görevimiz Berçelan

Uğur Bolat

Bu öykü, 24.07.2017 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Bütün eğitim bitmiş, Cemil rahat bir soluk almıştı. Emniyetten içeri girdi ve doğruca ikinci kata çıktı. Makam odasının kapısında sekreter kızla göz göze geldi. İçeri girmesini onaylarcasına bir bakış attı kız. Cemil kapıyı vurdu. İçeriden ses gelmesini beklemeden kapıyı açıp girdi.
'Şükür, bitti mi eğlenceniz? Tıfıl hazır mı Cemilim?'
'Hazır müdürüm. Emrettiğinizde göreve çıkabilir.'
'Yarın sabah birlikte berçelana gidin. Bir grup liseden öğrenci örgüte katılacak diye istihbarat geldi. Öğrencileri piknik maskesi altında yaylaya götüreceklermiş. Siz onlardan önce orda olun. İsterseniz geceden çıkın. Araçla gitmeyin zaten yakın. Ama işi sen yönet, çocuk daha toy, biraz alışsın.'
'Emir anlaşıldı müdürüm!'
Cemil baş selamını verdikten sonra kapıya doğru yürümeye başlamış tam kulpu tuttuğunda geriye dönmesiyle birlikte müdür Cemilin gözlerinin içine bakarak;
'Ölmeyin lan. Çocukları da vermeyin. Merak etme gereğinden fazla takviye olacak.' dedi.
Cemil odadan çıkar çıkmaz Metehan'ı aradı. Gece yola çıkacaklarını çantasını hazırlamasını ayrıca kendi odasında gırtlak telsizi olduğunu onu da alması gerektiğini söyledi. Metehan ikiletmeden dinledi ve telefonu kapattı.
Cemil emniyetten polis evine kadar olan yolu yürürken aklında hep Metehan vardı. Kafasında bütün planı çiziyor, şekillendiriyor, basite indirgiyor ve Metehan'ı en iyi şekilde korumanın yollarını arıyordu. En az kendisi kadar cesur olan bu çocuğu çok sevmişti. Metehan'da kendi gençliğini görüyordu. Mesafe kısaldıkça yüzündeki gülümseme artıyordu sanki.
Polis evinde akşam yemeğini yedikten sonra Metehan resepsiyona bıraktığı taktik çantalarını alarak Cemil'i beklemeye başladı. Çok geçmeden merdivenlerin başında elinde iki silah ve onlarca mühimmatla Cemil göründü. Çıkış kapısının hemen önünde bütün hazırlıklarını yaptılar. Cemil, Metehan'a görevle ilgili kısa bir brifing verdi. Kendilerini Berçelan yaylasının güzergâhına yakın bir yere götürecek aracı beklemeye başladılar.
Kapı önüne yaklaşan ekip aracı kısa bir siren çalarak durdu. Cemil ve Metehan araca bindi. Ve yola koyuldular. Metehan üzerindeki baskıyı gizleyemiyor, ayağını hızlıca sallayarak stresini belli ediyordu. Cemil sert bir hamleyle Metehan'ın dizini tuttu.
'Korkma; bir şey olmayacak. İstemiyorsan bırakabilirsin.' Dedi.
'Bana değil sana bir şey olacak diye korkuyorum. Sonuçta beyaz şapkalılar da lazım teşkilata.' Diye cevap verdi Metehan.
Ekip otosunun arkasında bir kahkaha tufanı koptu. Gayri ihtiyari önde oturan iki memur bile gülmeye başladı. İnecekleri yere yaklaştıklarında hazırlandılar. Araç durduğunda vedalaşıp araziye doğru kayboldular.
Hava çoktan kararmış; ay ve yıldızların dansı başlamıştı. Cemil yirmi adım önden yürüyor, dikkatlice etrafı tarıyordu. Bu sıra Metehan arkadan koruma pozisyonunda geliyor sürekli Cemil'i gözetliyordu. Ortalama üç saat yürüdükten sonra istihbaratın bildirdiği buluşma noktasına hâkim bir noktaya yerleştiler. Star light gece görüşü ile Metehan etrafı taradı. Neden sonra termal dürbününü çıkarıp bir daha bakma gereği hissetti. Cemil, Metehan'dan on metre uzakta konuşlanmıştı. Telsiz mandalıma basarak;
'Etrafa her on beş dakikada bir termal ve gece görüşle bak. Bir hareketlilik olursa söyle, ses yapma.' Dedi.
Metehan telsizden cevap vermeden bir kez mandallayarak anlaşıldığını teyit etti. Çoğu önemli noktaları biliyor olması Cemilin Metehan'a olan güvenini tazelemişti. Saatler geçiyordu ama ikisinde de konsantrasyon eksikliği namına bir şey yoktu. Metehan gözlerini dört açmış, içinde bulunduğu durumun son derece farkında bir şekilde kendine verilen görevi yapmaya çalışıyordu.
Gecenin sabaha kavuşmasına yakın bir saatte Metehan termal kamerada silik bir ısı izi gördü. Telsizi iki defa mandalladı. Bu arada iz belirginleşmiş siluet halini almıştı.
'Sıkıldın mı?.'
'Saat iki yönünde kolda yürüyen üç şahıs. Dikkatli ol ben arkamıza bakacağım.'
'Tamam. Ir dürbününü açıyorum.'
Metehan bulundukları yerin arkasını daha net gören bir alana doğru sessizce hareketlendi. Termalle tekrar baktığında gözlerine inanamadı.
'Güney yönünde en az bir düzine adam var. Kamp halindeler iki kilometre uzaklıktalar.'
'Tamam, orada kal. Hareketlenirlerse haber ver.' Dedikte3n sonra ana telsizden muhabereye başladı.
'Durak – Şahin'
'Dinliyoruz durak.'
'Diş mevkiinde beklemedeyiz, buluşma yerine hareketlenen üç şahıs var ayrıca iki kilometre güneyimizde bir düzine kadar kamp düzeninde hedef mevcut.'
'Şahin konuşuyor, minibüs daha çıkmadı, beklemede kalın. Bu kadar kalabalık olmaması gerekiyordu. Oraya gelmeden operasyon yapabiliriz.'
'Olumsuz üç kişiler, burası uygun, geri kalanını düşünmeyin!' diyerek plan doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini belirtti Cemil.
Metehan iki kilometre ötedeki örgütçüleri izliyordu. Onlarında kendilerini izlediğinden emin olduğu için ne görüntü veriyor ne de ses çıkartıyordu.
'Yanıma gel Metehan. Onlar zaten uzakta. Bu üçü yamaca yaslandı. Terslik çıkarsa sessiz halledelim.'
'Tamam ağabey. Şafak sökecek birazdan iyice örtünelim.'
'Şahin – Durak'
'Devam et Şahin.'
'Araç çıktı. Durumunuz ne?'
'Biz hazırız. Planınız ne?'
'Aracı durdurup içine bizde bineceğiz. Üç kişi dedin, ikisini halledebilir misin?'
'Üçünü de hallederiz problem yok'
'Hayır, birisi canlı lazım. Sonra orayı terk edeceğiz. Arkadaki grubu izleyeceksiniz yerinizi belli etmeyin. Uygun olduğunuzda sizi B noktasından alacağız.'
'B noktası bildirmediniz. Biz kendimiz döneriz. Gece görüşürüz.'
Gözleri doğudan gelen güneşle kamaşsa da büyük bir dikkatle üç örgütçüyü takip ediyorlardı.
'Şahin – Durak; yakınız.'
'Durak – Şahin; sağ kolunuzdaki yamaçtan otuz saniye sonra üç kişi size doğru gelecek hazır olun!'
Metehan saymaya başladı.
'Beş, dört, üç, iki, çıkıyor.'
Cemil tetiği severcesine kendine doğru çekti. Boşluğu aldı, üçü de dürbünün çerçevesindeydi. Aralıklarla iki el silah sesi duyuldu. Üçünden ikisi yere düşmüş, kendi pis kanları kursaklarına dolmaya başlamıştı. Şaşkınlığı üzerinden atamayan üçüncü kıs kıvrak yakalanmıştı. Hemen minibüse bindirildi ve adeta uçarcasına kaçırıldı.
Metehan arkaya döndü. Dürbününü çıkartıp baktı. Uzaktaki bütün terörist unsurlar daha da yaklaşmış silah sesiyle birlikte mevzi almış ateşe başlamıştı. Bulundukları yerin hemen elli metre aşağısını adeta lime lime ediyorlardı.
'Altı yüz metrede mevzilendiler. İki ağır makineli. Dokuz piyade. Makineliler ortada. Açılarak geliyorlar.'
'Bir karar vermeliyiz ya saklanacağız ya da buradan çıkacağız.'
'Ben kalalım derim bunlar bizi es geçer bence.'
'Ya geçmezlerse?'
'O iki makineliye karşı fazla şansımız yok zaten. Bence kalalım.' Dedi Metehan.
'Durak – Şahin; çıkış yaptınız mı? Takipteki unsurlar bize geliyor. Telsiz kapatacağız.' Dedikten sonra cevap beklemeden telsizi kapattı Cemil.
Yeryüzü örtülerini iyice sarmalayıp beklemeye başladılar. Aralarında ki uzaklık giderek azalıyordu. Cemil makineli tüfekçilerin yaklaşmasını bekliyordu ama hep güvenli hatta kalıyorlardı. O yüzden net bir atış yapabileceği menzile hiç girmiyorlardı. Aralarından biri gruptan ayrılarak hızlıca aşağılarından koşup, buluşma noktasının olduğu yeri görecek bir tümseğe siperlendi. Metehan onu izliyor yaklaşması halinde müdahale ederse facia yaşanacağını biliyordu. Eğer fark edilirlerse bu kapandan canlı çıkmak imkânsızdı.
Metehan hemen yüz metre aşağısında mevzilenen it'e bakarken. Adam birden ayağa kalktı ve eğilerek geri geldiği yere gitti. Aralarında bir şeyler konuştuktan sonra koruma hattı düzeninde geri çekilip dağlık alana yöneldiler.
'Patron, gidiyorlar. Ama çıkmayalım hava kararana kadar'
'Saat daha yedi Metehan. Akşama kadar dayanabilecek misin?'
'Bekle diyince bekleyeceğiz patron. Benim suyum var.'
'Siktir be ben fazla su almadım yanıma' diyip telsizi çıkarttı ve açtı Cemil.
'Durak – Şahin; arkadaki grup çekiliyor biz yine de akşama kadar bekleyeceğiz. Durumunuz ne?'
'Tam zamanında çıktık. Siz olmasanız yanmıştık. Akşam buluşma noktası ayarlayıp sizi almaya geleceğiz.'
'Anlaşıldı. Beklemedeyiz.'


Uğur Bolat

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: bir-dağ-masalı

Şiirkolikte kayıtlı 10 öyküsü bulunmaktadır.

Uğur Bolat yetkili üye konumundadır.


Uğur Bolat öyküleri

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri