» Nazım Hikmet Ran şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

25.06

2017

Çetinin Hazine Hikayesi.1

Şeref Köşker
konunun kahramanı çetinin hazine hikayesi Kırklar/elinin Bulgaristan sınırına yakın bir köyünde başlar
Çetin ağabeyi tekin ile İstanbul bayram paşada bir boya fabrikasında çalışmaktadırlar
asıl memleketleri Kırklar eline bağlı bir köyde olduğu için yıllık izne ayrıldığında eşi elif ve kızı Nurten ile beraber Anne baba ve akrabalarının ziyaretine gider hem/de tatilini köylerinde geçirirlerdi
bu köy Bulgar sınırına yakın bir yerdeydi çetin fabrikada bekçilik yapıyor
ağabeyi tekin imalathanede çalışıyordu ama tekinin usta başıyla arası hiç/de iyi değildir
ustabaşı ona hep ters davranmaktadır bir türlü yıldızı barışmaz ustayla devamlı tartışırlardı
günlerden bir gün iş iyice çığırından çıkmış
ustayla husumetleri tekmeli yumruklu kavgaya dönüşmüş
ağabeyi hırsını alamayarak adamı kucakladığı gibi kaldırmış
boya kazanının içine atmış
çevredeki işçiler yetişip adamı boya kazanından çıkarmasalar
usta başı belkide orada ölebilirdi
bu sebepten dolayı ağabeyini işten çıkarırlar durum böyle olunca
tekin ağabey ailesini/de yanına alarak köyüne geri döner
orada babasıyla birlikte çiftçilik yapmaya devam eder
aradan altı ay geçmiştir çetin 15 günlüğüne yıllık izine ayrılarak
ailesiyle birlikte köyüne tatile gider mevsim yaz olduğundan
ve insanların tarla bağ bahçe işleriyle uğraştığından dolayı gündüz neredeyse
köyde konuşacak kimse bulamaz ve
çetin köyün sokaklarında öylesine dolaşırken köprünün üstünde
etrafı seyreden ihtiyar bir adama rastlar önce selam verir
dikkatlice baktıktan sonra ihtiyar amcanın köyden biri olmadığını anlar
ve derki amca sen buralardan biri değilsin
hayırdır ne ararsın buralarda diye sorar
ihtiyar evlat köydeki tüm gençler çalışıyor ama
sende aylak aylak gezersin burada diye gülümseyerek karşılık verir
çetin amca ben İstanbul/da yaşıyorum
buraya 15 günlük iznimi geçirmek için geldim derken
içinden bu ihtiyarda bir şeyler var ama hadi hayırlısı diyerek
ihtiyarın kim olduğunu çözmek için daha sevecen bir tavırla
yaklaşım/da bulunarak bak amca az ileride
bizim güzel bir bahçemiz var der eliyle işaret ederek
hadi seninle oraya gidelim hem gezeriz hem sohbet ederiz
biraz dinlenirsin hemde bir şeyler ikram ederim sana olmaz/mı der
ihtiyar biraz düşündükten sonra
hay hay seve seve gidelim evlat diyerek daveti kabul eder
yolda yürürken ihtiyar hey gidi günler hey bir zamanlar buralar bizimdi
çocukluğum burada geçti bu köyde doğdum
rahmetli babam annem ve kardeşlerimle beraber el işaretiyle Osman ağanın evini göstererek
aha şu karşıdaki evde yaşardık diyordu bir yandan ihtiyarın gözlerinden yaşlar süzülüyordu
çetin ihtiyara sarıldı teskin etmeye çalıştıkça hıçkıra hıçkıra ağlıyordu zavallı adam
çetin ihtiyarın sözlerinden merak ve heyecan fırtınasına tutulmuştu adeta
o bir zamanlar bizim evimizdi dediği evde Osman ağa yaşıyordu
çetin bahçeye kadar getirdi ihtiyarı
küçük kulübeden minder yastık çıkardı
gölgeliğe serdi buyur geç otur otur amca dinlen vaktimiz bol
konuşur dertleşir muhabbet ederiz nasıl olsa
ihtiyar teşekkürler evlat Allah razı olsun seni çok sevdim
çetin bende seni çok sevdim amca açlığın vardır senin yemek hazırlatayım/mı sana
olur evlat yeriz hiç acele etme
çetin peki amca sözlerin bende çok merak uyandırdı
anlatmak istersen dinlerim seni dedi çetin
ihtiyar başladı anlatmaya bak evlat ben o zaman küçük bir çocuktum
hatırladığım kadarıyla
balkan savaşları çıktığı zamanlar buralardan Bulgaristan'a göçmüşüz veya kaçmışız
diye bir iç geçirdikten sonra
evlat bir sır anlatmak istiyorum ama derken
ihtiyarın gözündeki ifade çetine güvenip güvenmeme konusundaki hali yüzünden belli oluyordu
çetin bunu anlıyordu amca belli'ki zamanında çok zor günler ve acılar çekmişsiniz
anlat dinlerim seni bana güven elimden bir yardım gelirse sizden esirgemeden yaparım derken
içten içe ihtiyarın çok önemli bir şey için köye geldiğini anlamış burada Savaş
halindeyken saklanmış gizlenmiş bir emanetleri olduğunu anlamıştı
hele Osman ağanın evinin bir zamanlar ihtiyarın doğduğu evleri olduğunu düşündükçe
heyecanı merakı katlanarak yükseliyor
kalbinin sesini duyacak kadar büsbütün artıyordu
çetin heyecanını bastırmak ve ihtiyara güvenini dahada artırmak için yerinden kalkar ve
bahçeden en güzellerinden birkaç domates salatalık yeşil soğan koparır
amca senin karnın açtır şimdi yoldan geldin hem tuz ekmeğimiz olsun der kopardıklarını
ihtiyarın kucağına bırakır amca sen burada otur ben bir koşu eve gidip ekmek bir şeyler daha alıp getireyim der yada buyur eve gidelim istersen
misafirim ol der hafif'den isteksizce
ihtiyar gülümseyerek otur otur evladım bende ekmekte var tuzda
diyerek çantasını açmaya başlar
böylelikle çetinde oturur birlikte fasulye sırıklarının arasında
kendilerini kimsenin göremediği bir ortamda yiyeceklerini paylaşırlar
ihtiyar bak evlat nereden nereye kısmetimizde yıllar sonra
yeniden buralara gelmek ekmeğini suyunu içmek varmış kısmetimizde
seni pek sevdim aslan gibi delikanlısın maşallah
Allah seni ailene bağışlasın
benimde iki oğlum ikide kızım var fazla zamanım yok
beni burada tanıyan'da yok zaten
sana anlatacaklarımı hiç kimseyle ama hiç kimseyle paylaşma aramızda kalsın der
çetinin alnından boncuk boncuk terler akmaktadır heyecandan bet beniz kalmamıştır
tamam amca der titrek bir sesle
şu karşıdaki evde bir küpün içinde saklanmış sayısını tam olarak belli olmayan altınlar var
yeri biraz zahmetli ama çok zor bir yerde değil
çetin neredeyse söyle artık be amca kalbim duracak heyecandan diye mırıldanır
bunu duyan ihtiyar güler haklısın bende senden farklı deyilim evlat
bu şaka değil gerçek az bir şey değil'ki pek çok altın var o küpün içinde
ihtiyar peki çetin oğlum şu anda o evde yaşayan adamla
yani Osman ağayla bu konuyu konuşsak altınları üçümüz aramızda pay etsek
acaba adam bu teklifi kabul eder'mi ha ne dersin
çetin oo amca sen ne diyorsun Osman ağa bu köyün en aksi en mendebur
en anlaşılmaz adamıdır hayatta kabul etmez hemde kendi oturduğu evindeyse
o altınlar kesinlikle paylaşmaz
iş dallanır budaklanır dahası canımıza bile kast edebilir o derece yani
tamam o zaman ondan vazgeçtik nasıl yapacağız bu işi evde yaşayanlar var
amca sen söyle bana yeri tam olarak nerede?

Şeref Köşker

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 9 öyküsü bulunmaktadır.

Şeref Köşker yetkili üye konumundadır.


Şeref Köşker öyküleri

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri