» Sunay Akyn şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

01.04

2017

Yarın Yeni Bir Hayatın İlk Günü

Fatma Dokuyucu

Bu öykü, 07.04.2017 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Sevgi gerçekten bekleyemezdi artık. Bir saat sonra Erol'la yemeğe çıkacaktı. Cengiz hala gelmemişti. Yarım saattir bekliyordu ve bu kadarı da fazlaydı. Bekletilmekten hiç hoşlanmadığını da biliyordu üstelik Cengiz. Kol saatine baktı öfkeyle. Beş dakika içinde gelmezse kalkıp gitmeye karar verdi. Erol'u bir haftadır oyalıyordu. Bugünkü buluşmalarını iptal edemezdi.

O an kafeye giren Cengiz, Sevgi'nin Erol'la ilgili düşüncelerini böldü. Elindeki kırmızı gülü Sevgi'ye uzatarak yanağından öptü.

-Sevgilim çok özür dilerim. Yolda kaza vardı. Arabayı park edip taksiyle geldim. Söyle bakayım, neler yapıyoruz bugün?

Bugün mü? Sevginin avuç içleri terlemeye başladı o an. Cengiz oldukça yakışıklı, esmer biriydi. Masmavi gözleri ilk gördüğü an büyülemişti Sevgi'yi. Hareketli, yerinde duramayan biri olduğundan, çok da keyifli vakit geçirirlerdi birlikte. Heyecan, aşk, ilgi... Bir kadının arayabileceği her şeye sahipti. Bu adamla olan her anı doyasıya yaşardı. Fakat bugün olmazdı. Erol'a söz vermişti.

Erol bambaşkaydı. Sakin, sesiz biriydi. Huzurun insan olmuş haliydi. Onun kollarında geçirdiği anların tarifi imkânsızdı. Her defasında, yeniden doğmuş gibi umutla, sevgiyle bakıyordu dünyaya.

Bir de Hakan vardı. Hakan Sevgi'den beş yaş daha gençti. Deli dolu, yerinde duramayan bir delikanlıydı. Onunla bambaşka bir dünyası vardı. Cinselliğin sınırsızlığını ve hissedilebilecek duyguların en şiddetlisini o yaşatıyordu her defasında. Hakanla nelerin mümkün olduğunu yeniden keşfediyordu sanki.

Üç erkek vardı hayatında ve üçüne de âşıktı.

Cengiz'e, bugün onunla olamayacağını tatlı bir dille anlatması gerekiyordu şu an.

-Canım, benim bir saat sonra görüşmem var. Ona yetişmem gerekiyor. Yarın tüm gün seninim vaktin varsa. Olur mu?

Sevgi, Cengiz'in elini tutarak dudaklarına götürdü, arzulu bir öpücük kondurdu avuç içine. Cengiz'in ona kızamıyacağını biliyordu.

-Tamam canım. Artık bizde bu ilişkimize bir isim koyalım istiyorum. Bir yıldan beri birlikteyiz ve ben artık bunu resmîleştirmek istiyorum Sevgi. Bunu yarına dek düşün olur mu?

Ne yani? Resmileştirmek de nereden çıkmıştı? Sevgi evlenmek istemiyordu ki. Hayatındaki erkekler onu zaten mutlu ediyordu. Güzel bir işi vardı. Dolayısıyla maddi kaygıları da yoktu. Kendine küçük bir daire almıştı. Komşuları da düzgün, sevecen insanlardı. Huzurlu ve güvende hissediyordu kendini. Evlilik, yaşadığı hayatın sonu demek olurdu. Cengiz için ne Hakan'dan ne de Erol'dan vazgeçmek istemiyordu.

'Neyse... Yarına daha çok var' diye iç geçirdi. Cengiz'i planlarından caydıracak sebepler bulmalıydı. Artık kalkıp gitmesi gerekiyordu. Cengiz'e sevgi dolu bir dille 'Görüşürüz' deyip hafif bir öpücük kondurdu dudaklarına.

Dışardaki arabasına binip Erol'la buluşacağı yere tam saatinde vardı. Harika biriydi Erol. İçerdeydi ve onu bekliyordu çoktan. Göz göze geldiklerinde, tüm dünya kaybolmuşçasına cennette hissetti kendini Sevgi. Bu gece Erol'un kollarında, çoktandır arzuladığı huzura kavuşacaktı artık.

Bu adam Abı- hayat suyuydu ve Sevgi onun her damlasına hasretti.

Masal tadında bir akşamın ardından Erol onu ilk kez evine götürdü. Şaşırmıştı Sevgi. Neden buraya gelmişlerdi ki?

İçerde onu bekleyen sürprizi görünce adeta ağzı açık kaldı. Giriş kapısından yatak odasına kadar kırmızı gül yapraklarından bir halı serilmişti önüne. Bir yerlerden müzik sesi geliyordu.

Erol birden onu kucaklayıp eve taşıdı. İçerde yere indirip uzun uzun özlemle öptü.

Sevgi çok duygulanmış ve ne diyeceğini bilmez haldeydi. Erol'un onu bu şekilde karşılamasına anlam veremese de mutluluktan uçuyordu.

Her zamankinden daha romantik bir gecenin ardından, burnuna dolan kahve kokusuna uyandı. Odaya, elinde hazırladığı kahveyle Erol girmişti.

-Günaydın bir tanem...

Sevgi kendini hiç olmadığı kadar iyi hissediyordu. Teşekkür ederek kahveyi alıp yudumlamaya başladı. Kokusu kadar tadı da müthişti; aynı kahveyi hazırlayan gibi...

-Sevgi sana bir şey sorsam...

-Sorabilirsin tabii... Söyle canım...

-Altı aydır birlikteyiz ve seninle hiç olmadığım kadar mutluyum. Seni çevremle tanıştırmak istiyorum. Ne dersin?

Bunları duyunca öksürük tuttu Sevgiyi. Elindeki fincanından bir kaç damla kahve düştü beyaz saten çarşafa.

-Ne demek istiyorsun canım? Aramızdaki her şey çok iyi gidiyor. Bunu bozmazsak olmaz mı?

Erol şaşkındı. Yüzüne garip bir gölge düştü. Belli ki çok kötü hayal kırıklığına uğramıştı.

-Sevgi hep öyle mi kalacak? Kaçamaklardan ibaret mi aramızdaki ilişki? Bana yeterli gelmiyor artık. Teklifimi bir düşünsen...

Erol'u kırmak hayatında istediği en son şeydi.

-Söz! Düşüneceğim dediklerini.

Söz verince, Erol'un yüzündeki gölge gitmiş, gözlerinde adeta yıldızlar parlamaya başlamıştı.

Öğleye doğru ayrılmıştı Sevgi Erol'un evinden.

Akşam felaket başı ağrıyordu. Cengiz'i arayıp buluşmalarını iptal etti. Çok kızdığını fark etmiş, sesindeki üzüntüyü duymazdan gelmişti. Kendini düşünmek zorundaydı. Dinlenmek ve düşünmek için zamana ihtiyacı vardı.

Cengiz ve Erol'la bir müddet görüşmemeye karar verdi ve o an telefonu çaldı. Arayan Hakan'dı. Derin bir 'Offf!' çekti içinden. Bir bu eksikti...

Telefon ısrarla çalmaya devam edince, kısa konuşup ne istediğini öğrenmeye karar verdi.

Hakan'ın ona büyük bir sürprizi varmış meğer. Hafta sonu için harika bir otelde yer ayırtmış, üstelik en çok sevdiği sanatçının konserine bilet almış. Cumartesi sabahı, evine yakın olan otobüs durağından gelip alacakmış Sevgi'yi.

Güzel haberdi ve çok sevinmişti. Bu hafta sonunu doyasıya yaşayacak, çılgınlar gibi eğlenecekti. Üç gün sonra, otelin havuzunda güzelce güneşlenip dinlenecekti.

Heyecanla beklediği cumartesi gelmişti sonunda. Hakan, sözleştikleri saate onu otobüs durağından aldı. Üç saatlik yolculuktan sonra, yeşilliklerle arasındaki muhteşem bir otelin kapısında durdular.

-Geldik güzel kadın.

Hakan arabadan indi, Sevgi'nin kapısını açtı ve elinden tutup inmesine yardım etti. Hakan'ın bu tavırlarını çok seviyordu. Deli dolu tarafları olsa da tam anlamıyla bir beyefendiydi.

Gülerek otelin kapısından girdiler. Her şey tam istediği gibiydi.

Akşam konserde her şarkıya eşlik edip delice dans ettiler. Bu şekilde eğlenmek sadece Hakan'la mümkündü. Emindi bundan.

Konser bitmişti. Hakan'la kol kola çıkış kapısına vardılar. Birden dışarda tanıdık birini gördü ve telaşlandı Sevgi. Olamazdı! Orada duran Cengiz'in ta kendisiydi.

Korkudan soğuk terler akmaya başladı sırtından. İnanılmaz derecede üşüyor ve titriyordu. Hakan, Sevgi'nin titrediğini fark edince sevgilisine bir şey oldu diye çok endişelendi. O an Cengiz arkasını dönünce Sevgi'yle göz göze geliverdi.

Sevgi, hala Hakan'la kol kolaydı. Cengiz'in yüz ifadesi o saniye değişti. Duygularını tek tek yansıtıyordu bakışları. Aşk, nefret, acı ve ihanete karşı intikam hissiyle yanlarına yaklaşıp Sevgi'nin önüne doğru yere tükürüp uzaklaştı.

Hakan Sevgi'ye uzun uzun bakıp elini bıraktı. Konuşacak bir şey kalmamıştı. O da anlamıştı. Orda öylece bırakıp, hızlı adımlarla uzaklaştı Sevgi'den.

Gece yarısıydı ve çok kötü bir kâbustu yaşadığı. Uyanması mümkün olmayan bir kâbus... Kendini çok kötü hissediyordu. Otele gitmeli ve eşyalarını toplamalıydı.

Yavaşça otele doğru yürüdü. Yüzü solmuş, elleri ayakları buz kesmişti. Ruh gibiydi.

Otele vardığında resepsiyondaki adam seslendi kendisine.

-Bakar mısınız bayan? Hakan bey eşyalarınızı buraya bıraktı. Kendisi bu gece buradan ayrılacağınızı bildirdi.

Sevgi, duygularını kontrol altına almaya uğraşırken, gözlerinden akan yaşlara engel olamıyordu. Gece yarısını çoktan geçmişti. Saatine baktı; üçe geliyordu. Taksi çağırıp otogara gitmeliydi.

Resepsiyondaki çalışan hala Sevgi'ye bakıyordu. Çaresizliği gözlerinden okunuyordu zaten. Acımıştı genç kadının haline.

-Boş bir odamız var. İsterseniz taksi çağırana kadar üzerinizdekileri değişebilirsiniz. Hatta bu gece için odayı size verebiliriz; ama sabah erken çıkmanız gerekiyor. Odanın sahipleri saat onda giriş yapacak otele.

'Sağ olun' diyerek elindeki anahtarı aldı Sevgi. Üzerini değişip on dakika sonra dönmüştü otelin girişine. Anahtarı teşekkür ederek geri verdi. Gelen taksiye binip otogara yol aldı.

Yaşadığı şokun etkisinden kurtulamıyordu. Dört saatlik yolculuk boyunca şuursuzca ağladı. Değer verdiği ve çok sevdiği iki insanı, aynı anda kaybetmişti.

O an karar verdi. Erol'a her şeyi anlatmalıydı. Yalansız bir başlangıç yapmak istiyordu onunla.

Yarın yeni bir hayatın ilk günü olacaktı.


Fatma Dokuyucu

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: yarın-hayat-karmaşa
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri