» Attilâ Ylhan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

16.07

2009

Melemen

Fevzi Kalender

Bu öykü, 13.03.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Ben hikaye değilde yaşadığım birçok olumsuzluklardan birini anlatacağım bu aynı zamanda gel de yaşa başlıklı şiirde de bir bölümünün yazılmasına vesile olmuştu


Hiç unutmam 26 temmuz 2008 tarihinde işletmeciliğini yaptığım kafedeyim öyle ağır bir hava var ki kolumu kaldıracak halde değilim
Kafede sekiz on müşteri var sokak esnafından bir gurup hararetli bir şekilde batak oynuyorlar bense hiç günümde değilim tekstille uğraşan bir semtte dükkan esnafın işi durmuş kimsede doğru düzgün para yok işler kesat anlayacağınız sattığımız üç beş hasılatında yarısı veresiye gidiyor iki aydır kirayı da verememişim üstelik bu gün mal sahibi gelmiş allah var kira için bir şey demedi ama onu buralarda görünce ister istemez utandım yanına varıp kusura bakma senin kiralarda gecikiyor ama işlerde hiç iyi değil bu aralar seni burada görünce üzülüyorum dedim o da sağolsun ben kira için değil üst katı kiraya verdim o yüzden burdayım hem sen dürüst esnafsın getirirsin dedi yüreğime su serpti anlayacağınız gidişat hiçte iç açıcı değil

Saat üç gibi bir delikanlı geldi boş masalardan birine oturdu onu burada ilk defa görüyordum boşları toplarken bir şey alır mısın diye sordum mahcup bir şekilde
Sağol abi dedi tekrar ocağa döndüm o arada daimi müşterilerimden biri geldi Fevzi abi bi melemen yapıver dedi
Sabahtan domates yeşil biberden oluşan sosunu hazırlar dolaba hazır ederdim
Müşteri isteyince özel tavaya yeteri kadar ayırıp üzerine üç yumurta kırıp biraz baharatla servis yapardım müşterinin servisini yaptım tam da tek gelen o delikanlının masasının yanına oturmuştu o yemeğini yerken o delikanlı onu izliyor adeta yutkunuyordu
Belli ki açtı ikide bir cebindeki bozuk parayı çıkarıp sayıp tekrar cebine koyuyordu
Tanıdığım biri olsa soracağım ama gururu incinir diye soramıyordum neden sonra kalkıp müdüriyet masamın yanına geldi abi bi şey sorabilir miyim dedi ben buyur dedim melemen kaç para dedi ben ocağın önündeki tarifeyi göstererek iki buçuk lira dedim abi ben iş arıyorum çok da uzaktan geldim eve kadar gitmeyi gözüm kesmiyor
İki liram var başka param yok bana melemen yapar mısın dedi
O anda sanki başımdan bir kova kaynar su döktüler adeta yüzüne bakmağa utandım
Tamam anlamında başımı sallayıp yerine geçmesini işaret ettim o birşeyler anlatıyordu ben hiç bir şey duymuyordum kalkıp mutfağa geçtim ama bana bir şeyler olmuştu
Gözyaşıma hakim olamıyordum ben ki öz annemin cenazesini mersinden Kırıkkaleye getirmiş ama gözümden tek damla yaş gelmemişti şimdi hiç tanımadığım biri için ağlıyordum acaba niyeydi otuz yaşında aslan gibi bir delikanlının elli kuruşun pazarlığını yaptığına mı yoksa bu güzel ülke insanımızın bu hale düşürüldüğüne mi ağlıyordum bilmiyorum önceki yemek yiyen müşteri parasını vermek için mutfağa
Geldi fevzi abi melemene soğan mı doğradın yoksa gözlerin fena yaşarmış dedi
Oysaki benim her türlü ışığa karşı allercim var içerde dahi açık renk güneş gözlüğü
Kullanırım o bile göz yaşımı gizleyememişti neyse bol bir şekilde melemeni yapıp
sepetede bir buçuk ekmek doğradım yanında bir kolayla servis yaptım
Utanır diye o tarafa hiç bakmıyordum aslında ben utanıyordum sanki onu bu hale ben
getirmişim gibi suçluluk duyuyordum yemeğini yedi bir dilim ekmek dahi artmadı
Yanıma geldi cebinden bozuklukları çıkartıp bana uzattı yol parası olup olmadığını sordum abi artık yaya giderim çok çok bir saat sürer dedi
Ben paran kalsın yol parası et sonra yolun düşerse bırakırsın düşmezse de helal olsun
o kadar önemli değil dedim teşekkürler dualarla çıkıp gitti yine dalmıştım derinlere
Tam o sırada gazetedeki bir yazı dikkatimi çekti
Köşe yazarı bir bayan gazetecinin yazısı aynen şöyleydi bir yerden basediyordu
Yöresel tüm peynirlerin bulunduğu açık büfe kahvaltının otuz dokuz lira gibi
Makul bir fiyat olduğunu herkese tavsiye ettiğini yazıyordu gel de düşünme ben refah
ve servet düşmanı değilim ve hiç olmadım da elbetteki insanlar iyi şeylere layıktı
ama gazetecilikte bu olmamalıydı hele ki bu dönemde neyse o pilağın öbür yüzü
Aradan on onbeş gün ğibi bir zaman sonra o delikanlıyı kapıdan girerken gördüm
Yüzünde nasıl bir sevinç ve gurur vardı tarif edemem hemen yanaştı yanıma adeta
gözlerinin içi gülüyordu abi dedi ben iş buldum hem de bir haftalık üstelik yemeğim de
oraya aitti haftalık yüz yirmi beş lira haftalığımı aldım ilk sana geldim sen bana sofra kurup karnımı doyurdun zor günümde babalık yaptın allah razı olsun bunu asla
unutamam istersen elli lira bana bir iş bulana kadar yeter yetmişbeş lirayı sana bırakayım bir sıkıntını savar dedi
Tabiki kabul etmedim üç lira alıp üzerini iade ettim
Böyle kadirşinas bir millet böyle bir yaşantıyı hak ediyor mu yorumunu da
Size bırakıyorum
Sevgiyle kalın




Fevzi Kalender

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri