» Necip Fazıl Kısakürek şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

Ayça Özbay - BU KÖŞE "SEN" KÖŞESİ

Ah Anne! Cennet Ayaklarının, İstanbul Kanatlarının Altında. Hatırla

Anne...
Senden öğrenmiştim bütünlüğü ilk kalp atışımda...
Tüm zamanlarda yana yakıla senin o sıcacık karnının içindeki gibi, ayrı olmadığım halimi arayacağımı bilsen...
Ah bilsen...
Doğurur muydun beni yine de bu unutkanlığıma...

Eğer bununla birlikte, yaşamın kendisinin bu arayıştan; belki buluştan, belki bulamayıştan, belki de bulunuş veya bulunamayıştan ibaret olduğunu da biliyorsan, bir an bile şüphe etmez doğururdun, beni yine de...

Kanatlarını üzerime, ne germenin ne germemenin ne gerememenin ne de gersen de göremememin azabını yaşardın öyle olsa belki de...

Gün gelip senden hata ettiğini fark edebilmeni beklediğimde veya bunu dahi beklemeden nihayet gökyüzünü, üzerini brandalarla örttüğüm yeryüzüne bularken ben pervasızca;
bildiğince en iyisini verebilmenin ve bu işi abartabilmenin de,
benden önemli gözüken işlerinin de, bütün çaresizliklerinin de,
o sırada bilsem de bilmesem de,
değerinden de görevinden de bir şey kaybettirmediğini görebilirdin belki de...
Ya ben? Daha o zamandan gökyüzündeki seni ayırt edebilir miydim? Kim bilir, belki de...

İster erdemlerinle cennet bahçelerini sunmuş ol bana, ister cehennemi yaşatmış ol çocukluğumda ve daha sonrasında; yolları açıyordun geri dönerken ben, o aklımı başımdan alan beyazlığın başlangıcına, o parmak uçlarımdan omuzlarıma yayılan, tutup kalbimi iki kaşımın arasına taşıyan sıcaklığa...

Gözlerimde yaş olmayı dahi aşan bir kuşanmışlığa... Birbirine karışmışlığa...
Yeniden küçülmeye, ancak küçülebildikçe büyünebildiğini anlamaya...
Zamansızlığa...
O öncesiz ve sonrasız, O önce ve sonranın kendisi olan An'a...
Rahmin duvarlarının çepeçevre saran sonsuzluğuna...
Her bir zerresinden havaya nefes, toprağa can, ateşe ilham olan suyuna...
Peşinde kalınası, içinde olunası, sessiz sözsüz o bütünlük duyumsamasına...
Bunun için dokunmaya, parçalara ayrılmaya, dağılmaya, çekilip alınmaya...
Yeniden unutmaya, unuttukça hatırlamaya, unutulmayı göze almaya ve unutuldukça hatırlanmaya...
Hatırlayanı hatırladığında sımsıkı sarılmaya...
Ve onunla akıllanmaya...


Bütün annelerin ferah nefesleri olsun...
Gözünde yaş olan, gözyaşlarının ziyan olmadığını kalbindeki bütünlükten gelen bir sesle duysun...
Neşeleriyle, umutlarıyla, yolları daim açık olsun...
Varlıklarına nasıl şükretmeli ki yerini bulsun...

Ah Anne!
Cennet Ayaklarının, İstanbul Kanatlarının Altında
Hatırla...

Hiçbir işi kardeşim ve benden daha öne koymamış, emeğe ve sevmeye adanmışlığın timsali, benim yumuşak gıdılı, kocaman kucaklı, mis kokulu, güzeller güzeli canım anneme,
bütün annelere,
bütün doğurulmuş kadınlara
bütün doğurulmuş erkeklere ithafen...

İçimizdeki anneyi, hiçbirimizi dışında tutmayan dişil enerjiyi hatırlamak ve onun neşesiyle, şefkatiyle kuşanmak ki, kuşatmak; baktığımız her şeyle birlikte kendimizi de onun gözleriyle görebilmek; onun bütünlüğüyle, özgürlüğüyle sistemsel döngülerinden özgürleşmiş aklımızı ve dirayetimizi yaşama kökleyebilmek; varlık sebebimizi daima hakkıyla, severek, kendiliğimizle yerine getirebilmek dileğimle...

Ayça Özbay

- 17.5.2018 03:53:39

Yazarın Diğer Yazıları

Bu yazıya henüz yazılmamış.

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri