» Ümit Yaşar Oğuzcan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

Işın Ergüney - Eylül Dokunuşları

ÖZER ABİM



Yıl 1960


Trabzon'da denizi tepeden gören Yeni Cuma Mahallesinin aynı adlı sokağındaki evimiz gözümün önüne geliyor. 2 katlı ve bahçeli bir ev. Alt katta mutfak, kiler ve büyük bir oturma odası üstte ise 3 büyük yatak odası var.

Uzun kış gecelerinde sobada Fındık Kabuğu yakılırdı. Sonra onun közü alınıp oldukça büyük sapları sarı bakır mangala konulurdu. Annem külle üstünü örter ve usul usul gece boyunca odayı sıcak tutmasını sağlardı.

Tabii ki sadece bunla kalmıyordu. Mangalda pişirilen kahveler, demlenmeye bırakılan çaydanlık ve ille de köze gömülen patatesler.

Haftada bir de olsa komşuların evine giderdik. Hepsi birbirinden candı komşularımızın ama biri hepsinden farklıydı. Seher teyze... Ona gitmek için can atardık.

Seher teyzem de annem gibi genç yaşta dul kalmıştı. Çocuklarına bakabilmek için evindeki bir makinada çorap örerdi. Bizde merakla onun yanına oturur nasıl yaptığına bakardık. O her zamanki güler yüzüyle bize sabırla nasıl örüldüğünü anlatırdı. Annemin can arkadaşlarından biriydi. Bizi de kendi çocukları kadar çok severdi.
O evin en büyük oğlu ÖZER ABİ daha sonra çalışmak için Istanbula gitmişti. Bir kaç yıl sonrada Seher Teyzem; Taner abi, Aysel ve Lütfiye ablamlarımla birlikte doğup büyüdüğü, gelin olduğu topraklara ve çok sevdiği Trabzon'una veda etmişti.

Eşyaları toparlamak ve ailenin başında olmak için ÖZER ABİM de Trabzona gelmişti. ÖZER ABİ benim 4 büyük abimden de büyüktü ve sanki hepimizin abisiydi. Onu öz abilerim kadar çok severdim. Onları yolcu ettikten sonra kendimi öksüz hissettiğimi dün gibi hatırlıyorum.

2-3 yıl sonra da biz ailecek Istanbula yerleşmeye karar vermiştik. Üniversite de okuyan 3 abimin oralarda yurtlarda kalmasına annemin gönlü elvermemişti.

1967 Eylül

Annem ev bakmak için Istanbula gittiğinde onu ilk karşılayan da ÖZER ABİM olmuştu. Otogardan Fındıkzade'deki evlerine ulaştıklarında Seher Teyzem onları heyecanla ve sevinçle bekliyordu.

ÖZER ABİM sürekli annemin yanındaydı. Bir sürü ev baktılar. Hatta Erenköyler de bile baktılar ama nedense annem Seher Teyzeme yakın bir yerde oturmayı istiyordu.

Koca kent Istanbul'da kapısını her zaman çalabileceği bir ev olması onu güvende hissettiriyordu. Sonunda Fındıkzade de yeni yapılmış bir apartmanın en üst katını beğenip aldılar. Annem Trabzona geri döndü ve bizler ailecek 1968 yılının soğuk bir Ocak gününde Istanbula doğru yola çıktık.

Istanbula geldiğimizde hemen her gece ya Seher Teyzem, Özer Abim, Aysel ve Lütfiye Ablamlar bize gelirdi ya da biz onlara giderdik.

Seher Teyze değil Seher Teyzem, Özer Abi değil Özer Abim diyorum sürekli.

ÖZER ABİM en büyük Abim Babür'le birlikte bizim evimizin de Babalığını üstlenmişti. Evin tüm eksiğini gediğini annemden öğrenir ve bir çırpıda bulup buluştururdu. Anneme "Hafız Teyze" diye hitap ederdi.

Sonra ben Liseye başladım. Büyüdükçe Özer Abimin varlığından daha çok mutlu oluyordum. Bana bir türlü Işın diyemedi. Ona göre benim adım hep "İşini' oldu.

O yıllarda Fotoğrafçılığa merak sarmıştım. Özer abim bana Lubitel marka bir fotoğraf makinesi bulmuştu. İlk Fotoğraflarımı o makineyle çektim. 120 mm film takılan LUBİTEL'le çektiğim Fotoğraflarımı Foto Cevdet'de tab ettiriyordum.

O yaz Seher Teyzemlerle birlikte maaile Göksu'ya pikniğe gitmiştik ve ben orada 2 kutu film kullanarak güzel fotoğraflar çekmiş ve ertesi sabah soluğu Foto Cevdet'de almıştım. Genelde bir gün sonra fotoğraf baskılarını verirdi ama o gün yüzümdeki heyecanı sezmiş olacak ki; "Işın akşam 5 gibi gelip alabilirsin" demişti.

Akşamı zor ettim tabii ki. Sonra fotoğrafları aldım ve eve geldim. Büyük bir heyecanla anneme, abilerime gösterdim. Annem; "Bu akşam Seher Teyzenlere gidelim de onlar da görsünler" dedi. Ben zaten onlar için de fazla Fotoğraf bastırmıştım.

Akşam yemeği sonrası Seher Teyzemlere gittiğimizde Özer Abim daha işten gelmemişti. Heyecanla onu bekliyordum. Her zil çaldığında kapıya ben koşuyordum. Özer Abim eve geldiğinde daha ellerini yıkamasına fırsat vermeden Fotoğrafları ona uzattım.

Fotoğrafları aldı ve her birine uzun uzun baktı. Sonra saçımı okşadı ve eğilip yanaklarımdan öptü.
"Aferin İşini. Hepsi çok güzel çıkmış" dedi.

O gece evimize dönmek için kalktığımızda Özer Abim yanıma geldi ve elindeki zarfı bana uzattı. "İşini bir tane fotoğraf bize ait değil. Bizimkilere karışmış"dedi. Doğrusu hiç bir anlam verememiştim bu işe. Ben fotoğrafları zarflarına koyarken en az 3 kere kontrol etmiştim.

Sonra evimize geldik. Fotoğrafa bakmak için zarfını açtığımda içinde küçük bir not vardı. "İşini, bu güzel fotoğraflar için teşekkür ederim. Zarfın içindeki para senin. kendine yeni filmler alırsın" diye yazıyordu.

O zaman göre zarftan çıkan para benim için çok fazlaydı. Anneme söyledim O da "ÖZER ABİN öyle uygun görmüş. Dursun sende" demişti.

Sonraki yıllarda Özer Abim daha sonrasında öz ablam kadar çok sevdiğim Filiz Ablayla evlendi. Aysel ve Lütfiye Ablamlardan sonra 3.ablam da olmuştu.

Hepimizin söz kesmelerinde, nişanında ve düğününde bizimle oldu. Çocuklarımız doğduğunda ilk gelen de hep o oldu.

ÖZER ABİM hoş sohbet biriydi. En çok da Fıkra anlatmayı severdi. Bir gecede en az 3-4 Fıkra anlatır ve bizleri güldürürdü. Ama en çok dikkatimi çeken özelliği Fıkra bittiğinde önce kendisi gülmeye başlardı.

Hayatın içinde kendini yetiştirmişti. Hemen her konuda konuşabilecek ve gerektiğinde tartışabilecek kültür birikimiyle her zaman taktir eder ve kendimize örnek alırdık.

*

Bu yıl Şubat ayında Abimin çalıştığı özel hastaneye kontrol için gitmiştim. Metrodan inip Hastaneye doğru yürümeye başladım. Bir süre sonra arkamdan biri sımsıkı sarıldı bana. Hep aynı ÖZER ABİMDİ. Güle oynaya abimin yanına gitmiştik.

*

05 Ağustos 2017

Bu sabah saat 09.25 de sadece ailemin bildiği numaradan Doktor abim arayınca içime hemen bir sıkıntı düştü.

"Günaydın Abi dedim"
"Gün aydın olmadı bu sabah " dedi. Sesinde derin bir üzüntü ve titreme vardı.
"Ne oldu abi? Kötü bir şey mi var? diye sorduğumda o buz kesen sözleri duydum.
"ÖZER ABİMİZ " öldü.

Önce yanlış anladığımı düşündüm.
"Nasıl yani" dedim.
"Bu sabah vefat etti Işın..."

*

Telefonu kapatınca olduğum yerde kala kaldım. Erdek'te olduğumdan hemen Istanbula dönmek için hazırlık yapmaya başlamadan önce oğlu Sami'yi aradım. Olan biteni öğrendim. Sonrasında da;
"Dayı'cığım, babamın cenazesini bu akşam Trabzona götüreceğiz ve orada defnedeceğiz." dedi.

Başımız sağ olsun diyebildim.

Telefonu kapattım ve güçlükle yatağıma oturdum.

Gözlerimden akan yaşlarla mani olamadan ÖZER ABİMLİ günler bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmeye başladı.

*

Şubat ayında Abimin çalıştığı Hastaneye giderken karşılaştığım ÖZER ABİMİ o gün son görüşümmüş!
O hep ağız dolusu konuşması ve hep aynı sıcaklığıyla beni sarışı, gözlerinin ta derinliklerinde hayatın hüzünleri yuva yapmış olsa da her şeye rağmen parıltısını hiç ama hiç unutmayacağım.

Artık bana hiç kimse ""İŞİNİ" demeyecek!

Nurlar içinde uyu ÖZER ABİM.

Seni daima derin bir sevgi ve saygıyla yüreğimde yaşatmaya devam edeceğim.

Filiz ablam, Nihal'im, Sami hepimizin başı sağ olsun...

- 5.8.2017 12:15:56

Yazarın Diğer Yazıları

Siirkolik

Bu yazıya henüz yazılmamış.

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri