» Sohbet odamyz tekrar aktif. Sohbet etmek için TIKLAYINIZ...

14.02

2009

Uyum, Denge, Doğa

Ceren Ağlargöz



Dünyada hep bir uyum vardır. Doğada hep bir uyum görürsün. Okuduğum bilim kurgu kitaplarında birinde, John Norman'ın Gor kitaplarından, Nomands of Gor'da anlatılan bir dans sahnesi vardı(bu seri ne zaman bitecek).
Bu kitap hep egemen erkeğin kadın üzerindeki gücü daha çok fiziksel gücü üzerine yoğunlaşıyordu. Aslında bir kadının ruhunu gerçekten anladığını söyleyemem, ama yazar anladığını düşünüyor sanırım. Bu konuda Arthur C. Clark Rama serisinde daha başarılıydı. Her neyse,aslında erkekliğinde emin olmayan yada zayıflığını kadın üzerinde fiziksel güç kullarak kapatmaya çalışan, bir erkeğin felsefesi gibi geliyor bana. Sanki ona yüz vermeyen bir kızdan intikamını böyle bir dünyada yaşasan iste böyle olurdun, elime düşerdin o zaman der gibi.
Dans sahnesine gelelim, dans sahnesinde , bir kadın kapalı giysiylerle , çadırın içindeki ateş yanan, dans pistinde belirir, kendisi biraz ahlakı bozuk, Port Kar'dan gelme güzel bir köle kadındır. Bir erkek, üzerindeki giysileri hırsla çıkarır, arada dansına devam eder, burası biraz erotizm kokmaktadır. Sonra erkek boynuna kelepçeli zincir geçirir (dur bakalım) ve bizim hatun egemenliğini kabul ettiği, istemesede kabul etmek zorunda kaldığı erkeğin önünde, boyun eğme dansını yapar. Bütün erkekler ilgiyle izler kadınlar bile, kahramanlardan biri de "Kadın dediğin böyle oluri AHA! Gel seyredin de öğrenin biraz" diye yanın da ki köle kızlara söylenir (he..he.. komik).
Hikaye'de dans içinde kadın ve erkeğin arasında bir çatışma vardır, ve çatışmanın galibi hep erkekdir. Ama hikaye başka bir boyutta ki gezegende geçsede, dünyadaki danslara bakarsınız uyum üzerine kuruludur. Tabi estetik ön plandadır, bazen bazıları da erotizm kokar.
Bir solon dansına bakarsanız, o erkek ve kadın arasındaki uyumu görürsünüz. Bir kadın ve erkek, ortak hareket ederek, ve o tutkuyu yüreklerinde hissederek dans ederler. Tango'da bir kavga vardır sanki, ama sonunda bu savaşın sonu yine uyumla biter, ve içinde tutku barındırır. Uyumun olmadığı yerde, kaos olur. Kaosun olduğu yerde, yıkım ve savaş olacakdır, ve tabi adaletsizlik. Dünya'da bu uyum bozulduğunda, bu kaos ve yıkımı görürsünüz. Doğa'nın dengesi bozulduğunda, yada sanayi ve teknolojiyi, önlemsiz, vurdum duymaz bir şekilde kullandığımızda, havaya sera gazlarını verdiğimizde, bu havaya yayılıp havanın ısısını artırarak, kutuplardaki buzulların erimesini sağlar, buzunlar eriyince sıcak, soğuk deniz akıntılarnı etkiler, bu da belki büyük fırtınalar seller olarak, bizim hayatımıza girer. Hava ısısında artık bazı şeyler yetişmez olur veya nesli tükenir, ve sonunda yine bize döner, açlık ve sefalet, yıkım dünya da insanlar arasında yayılır. Evet, bir kadına hükmedilmiş gibi, biz ona hep doğa ana deriz, kadının döngüsünü vurgulayarak.
Düşünün böyle uyumsuz bir dünyada ne gibi kaos oluyordur. Bu onlar için evrim, hatta doğanın dengesi. Kadın hükmedilmeli. Benim yaşadığım yerin ismi Anadolu, adı üzerinde, burası anaların bulundu toprak, yer. Taş çağından beri tarihin ilk dönemlerinde, erkek hiç bir zaman kadına hükmetmeye çalışmamıştı. Ortak uyum içinde doğada birlikte ayakta kalmaya çalıştılar, adam avladı, kadın pişirdi ve çocuklarına baktı, adam toprağı ekti, kadın onunla beraber ekti. Bu insanlar doğanın uyumunu anlamışlardı. Kadın doğurduğundan, doğanın kadın gibi döngüleri ve dönemli olduğundan, onu kadına benzetip tapmaya başlamışlardır. O yüzden Anadolu'nun ilk yerlileri olarak kabul edilen Hattilerin kalıntılarında ana tanrıca figürleri çok görülür, ve dünyanın bir çok yerinde de buna benzer örnekler bulursunuz. Bu biraz abartı olmuş gibi geliyor, benim dinsel görüşüme göre. Sonra bir dönem sami dinlerin yaygınlaşmasıla, kadının boyun eğmesi ve kendi vüzudunun kışkırtıcılığını tamamem kapatması öğretilmiş. Aslında bu dinlerin özellikle, İslamı incelerseniz, aslında buna yoğunlaşmadığını, sadece insanın, kadın veya erkek, bilinç , ruh ve düşünçe yapısını yükseltmeyi hedefledğini görürsünüz. Bazen yanlış tefsir kitaplarından yapılan tercümler, ve uydurma peygamber hadisleri işi daha da karıştırmaktadır. Sanki kadın saklanmalı, ötülmeli, düşünmemeli, konuşmamalıdır. Çok eşlilik abartılmaktadır. Hiristiyanlık ise, İznik'deki kongrede üç yada dört, kitap seçilene kadar, kadının hükmedilmesi, ve onun günahkar doğduğu konusunda çok şey yazılmış olmadır. Hatta Ademi yasak meyveyi ısırması konusunda Havva ikna etmiştir.
Belki bu uyumsuzlukta dünya yine kaosa girmiştir. Gor'a da bakasanız, aslında pek ilerlememiş, hastalıklı bir toplum ve insan ilişkileri görürsünüz. Belki bu yüzden kadınlarına bu kadar zalim davrandığından, hala antik çağlardan ve teodel bir toplum yapısından kurtulamamıştır. Çünkü kadınlarına hak tanımayan toplumlar daima geri kalmaya mahkum olacaktır. Eğitim almayan, yada özgür seçme hakkı olmayan bir kadın asla sağlıklı kafada çocuklar yetiştiremez. Yetiştirdiği çocuklar ilkel bir düşünce yapısında olmaya devam eder, asla sanat, kültür, bilim ve düşünce yapısı da ilerleyemez.


Ceren Ağlargöz

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 1 yazısı bulunmaktadır.

Ceren Ağlargöz yetkili üye konumundadır.


Ceren Ağlargöz denemeleri

Deneme için yorumlar

Bu denemeyi sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri