» Fazıl Hüsnü Da?larca şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

08.07

2017

Uçma Defteri-8

Mehmet Umut Aksu

Bu öykü, 12.07.2017 tarihinde günün denemesi seçilmiştir.



Kulağıma fısıldanan bütün kelimeler rüzgarda eğilen bir yaprak gibi başımı öne çekiyor.Uzaklara dalıyorum her akşam üzeri sanki güneş bir daha hiç doğmayacakmış gibi.Oysa yapmam gereken daha çok şey var. Mesela yıldızları seyretmek ve seyre dalmak rüzgarın pencereme vuruşunu. Bunları söylemezsem sanki bir şeyler hep yarım kalacakmış gibi hissediyorum.Asılmaya çalışılan paltoların yere düşmesi gibi, bir şeyler eksik. Belki de asılmaya çalışılan düşlerin düşmesi gibi yeryüzüne. İmkansız ama ümit verici. Kolay kolay inanmam bu söylediklerime ben de, zaten inansaydım çoktan plaj partilerinde günümü gün ediyor olurdum. İki kadeh şarap yudumlamaktan öteye geçemiyorsa mutluluk bazıları için, bırakın siz de için.

Buruk buruk konuşmak, yüzüne bir tokat geçirilmiş gibi davranmak benim de çok hoşuma gitmiyor. Hani o gerçekten içten ağlamalar vardır ya.. Bağıramazsınız ve hıçkıramazsınız da. İçiniz sızlar ve bunu bir tek siz hissedersiniz. Harflere her dokunuşumda parmaklarımda bir acı, anlatamam. Benden başka duyan yok. Okusam da üflesem de ne fayda, rüzgarın götürdüğüne güneş olur mu deva? Bilmiyorum, tren garının köhne peronlarında yolculamadım hiç sevdiklerimi. Aksine istesem üç yüz atmış beş gün görebilirdim hepsini. İnsan gördüğünde bazı şeyleri mutlu olamıyor işte, ben de öyleyim belki de. Onlar beni hiç görmedikten sonra ben yüzlerini zihnime kazısam da bir şey değişmeyecek. Yüzsüzün yüzüne bir kere tükürsen de bin kere gibi gelir, üç kere üfledikten sonra dökülmezse yaprakları çiçeklerin, anlarsın ki kış gelir. Benim bunca sahipsiz, konuşan gölgeler arasında sadece uykum..

Ufkuna yenik düşen şimşek dalgalarının bile bir alacağı var dünyadan. Yaşamak o kadar kolay ki. Loş bir ortamda mumları yaktığında mutlu ettiğini sanırsın sevdiğini, bilmezsin, eridiğinde o mumlar, söner aydınlıklar. Olmuş ya da olacak hiçbir şeyin telafisi yok, kaderin kamçıladığı üç beş zavallıdan ötesi olmadığımızın farkına nihayet varabildim. Kendini evrenin tepesinde görenlere diyecek hiçbir şeyim yok. Burası çok karanlık ve soğuk.

Konuşmalara zincir vurmak çok kolaydır ama onları özgürleştirmek yetenek gerektirir. Beceriksiz milyarlarca insanın bir arada nefes alıp vermediği bir evrende yaşamaktan utanç duyuyorum. Zaten herkes nefes alırken ben uyuyorum. Uyurken de ölür insanlar, bu yüzden güneş tepeye her çıktığında gözlerimi karanlığın ellerine teslim ederim. Yaşamak, yaşamayı bilenlerin işi. Bırakalım bizlere de uyumak kalsın, mutluluk rüyalarda sallansın.

Rüzgar, buğusunu kulağıma üflediğinde, sanki bir güvercinin kanadını özgürlük diye kırmışlar gibi ürperir içim. Acı bir telaş sarsa da yüzümü bilirim, duymak sağır olmaktan her zaman daha iyidir ve sağırsan eğer bu dünya tam da sana göredir. Acımak bu zamanlarda gerçekten çok pahalı.

Umudunu kırbaç darbeleriyle terbiye eden insanoğlu, kötülük saçtığı için kara kedileri kapı dışarı etmeye bayılıyor. Gözlerini görseydi eğer, yerinden çıkarabilir miydi acaba?

İşte tam da burada kopuyor ipin ucu, ucunu bulamadığında gökkuşağının ağlardı ya bir kuşak, işte o kuşağın ardına gizlenmiş binlerce uşak şimdi kök söktürüyor sevgiyle gülenlere.İçime kadar işledi kar suyu ama biliyorum ki havuçtan değil artık kardan adamların burnu. Ölümden geldi yaşamanın suyu. Ab-ı hayat dedi buna insanoğlu. Açlıktan kırılan birkaç yoksul çocuğu 'Abi, hayat!'

İmdadına yetişmez kimse eğer yalandan gülmeyi bilmiyorsan.Herkes unuttuğunu sanır geçmişini ama hep bir yerde saklıdır. Kırılır bir gün prangalar da, bilmem niye hayat bu kadar katıdır. Sormadım, cevabımı da almadım. Elimden tuttu on dokuz yaşındaki yaşlılığım, evlatlarını camilere, kiliselere, sinagoglara, tapınaklara bıraktı anneler. O anneler mi şimdi cennetteler? Şu kadar aklım kalsaydı bunların hepsini üç kez sorma hakkım olurdu çünkü her şeyin hakkı üçtü. Fakirlerin hiç.

Kurudu balkona asılan bütün çamaşırlar ve artık susabilir tüm konuşanlar. Bitiyor gün ve yenisi doğmayacak inşallah. Amin, amen, hallelujah!

E haydi o zaman adiós.


Mehmet Umut Aksu

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: yaşamak-acı-hayat

Şiirkolikte kayıtlı 20 yazısı bulunmaktadır.

Mehmet Umut Aksu yetkili üye konumundadır.


Mehmet Umut Aksu denemeleri

Deneme için yorumlar

Bu denemeyi sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri